16 Aralık 2009 Çarşamba

İlk Kez... En Çok... : Hırsız vaaaar!


İtiraf ediyorum. Ben bir hırsızım! Yıllar sonra ilk defa açıklıyorum. Zaman aşımından beraat ederim diye ümit ediyorum.
Yıl 1994... Bilkent'te ikinci yılım. Keanu Reeves'in "Speed" filmi yeni gösteriliyor. O zaman Ankara sinemaları, Maltepe, Batı, Kızılırmak, Kavaklıdere, Metropol, Megapol'den ibaret. Başka yok... Hepsinin şimdiki gibi 9-10 filan değil, birer-ikişer salonu var. 3 salonu olan sinemaya -Vay be adamlar aşmış! diyoruz. Gerisini siz düşünün. İşte onlardan birinde Speed'i izledim. Bayıldım. Yakışıklı ve karizmatik olduğu kadar cesur olduğu anlaşılan polis memuru Jack kendini bir otobüsün altına atıyor, bir metronun tepesinde geziyor. O filmi seyreden 18-25 yaş arası tüm genç kızlarda ağızları bir karış açık, Sandra Bullock'un yerinde olduklarını hayal ederek ahh çekiyorlar. Tamam taman bende varım aralarında:))

Bir akşam kütüphanede günlük yayınları incelerken dergilerden birinin sayfalarında karşıma Jack çıkıverdi..Kocaman bir fotograf. Filmden bir sahne... Hani şu spor otomobilin kapısını kırıp cengaverce otobüse atladıktan sonra, sevecen zenci şoför vurulmadan önceki sahne... Bu resmi kesinlikle duvarım asmalıyım. Ama nasıl? İnternet bu kadar yaygın değil, fakültenin içindeki bilgisayar odasında boş bilgisayar bulabilirsem şanşlıyım, film CD ve DVD'leri daha çıkmamış. Başka yol yok. Çalacağım resmi:)

Etrafı kolacan ettim. Hiç görevli görünmüyor. Saat 9.30'a geliyor. Öğrencilerde seyrelmiş. Üniversitenin kesin kuralları var, kitap ve dergilere zarar vermek kesinlikle yasak. Çok korkuyorum ama resmi de istiyorum. Dergiyi alıp kütüphanenin en ıssız köşelerinde bir masaya oturdum. Sayfanın tamamını alırsam daha az dikkat çeker diye düşündüm. Başladım yavaş yavaş yırtmaya. Arada bir yerden ses gelince dergiyi kapatıp aslan görmüş ceylan gibi kulak kesiliyorum. Kimsenin gelmediğinden emin olunca işime devam ediyorum. Sonunda sayfanın tamamını yırtınca çabucak dörde katlayıp kitabımın arasına sıkıştırdım. Alelacele eşyalarımı toplayıp kütüphaneden çıktım. Hızlı adımlarla yurduma doğru yürürken arada arkama bakıyordum. Sanki -İşte hırsız orda, yakalayııın! diye biri bağıracak. Nefes nefese odama ulaştım. İşin komik tarafı o resmi odamın duvarıma asmak için almış olsamda korkudan ve vicdan azabından aylarca kitabın arasından çıkaramadım. Ancak birkaç ay sonra cesaret edebildim. Jack bir süre odamızın duvarında arz-ı endam etti. Ve bu resim ilk ve son hırsızlığımın resmi belgesi olarak kutumda duruyor.

2 yorum:

Pino dedi ki...

çok tatlısın senacım yahu:)
ama bende hastasıyım Keanu abimizin.. nolcek şimdi:)))

sena dedi ki...

Canım Pinom, o senin tatlılığın:)) Gerçi şimdi biraz yaşlandı ama olsun hala idare eder:)))Eh bizde 18 yaşımızda değiliz artık değil mi:))