10 Ocak 2012 Salı

Beyaz Masallar


Geçen seneki 3,5 saatlik işten eve dönüş yolculuğumdan sonra bugünki kar beni çok telaşlandırdı. İşten erken çıktım. Neyse ki korktuğum olmadı. Yollar açıktı. Trafik henüz yoğunlaşmamıştı. Eve gelince kara dayanamayıp yürüyüşe çıktım. Tabii ki makinemle birlikte...

İşte birkaç fotoğraf:))









11 Aralık 2011 Pazar

Fuar'ın ardından



Aralık ayı başında çalıştığım şirketin İstanbul'da sektör fuarlarından biri vardı. Fuar standımızı ben tasarladım.  Asıl mesleğimi icra edecek bir iş olduğundan çok mutluydum. Sonunda  2 aylık yoğun bir çalışmanın ardından fuar standımız tamamlandı. Ortaya çok güzel yıllarca tekrar tekrar  kullanılabilecek çok güzel bir iş çıktı. Benim açımdan en mutluluk verici olay ise standımızın ziyaretçiler acısından ilgi çekici olmasıydı. Hem yurtiçinden hem yurtdışından gelenler tarafından bolca tebrik aldım. İnsanlar neden bu işi yapmadığımı sordular:)

İşte standımızdan birkaç fotoğraf...



 Standın can alıcı bölümü ortadaki pleksiden tasarladığım göbekti.



Fuar başlamadan bir gün önce gidip standın kuruluşunu, fuar bittikten sonra toplanışını takip ettim. Oldukça yorucu ama yararlı oldu.

Farkettim...



Geçen gün bir arkadaşım, bir kaç yıl önce yaşadığı bir olayı anlattı. Boynunda çıkan bir küçük bezenin lenf kanseri olduğunu ve hemen ameliyat olmazsa bir ay içinde öleceğini söylemiş doktorlar.  Aynı gün içinde ameliyat olmuş ve kurtulmuş. "-O günden beri yapmak istediğim hiç birşeyi yarına bırakmıyorum." dedi arkadaşım. Çok haklı. Benim de bir aylık ömrüm kalsa ne yapardım. Onunla konuştuğum günden beri düşünüyorum. Benim de yarın yaparım deyip bıraktığım ne kadar çok şey var hayatta...

Farkettim ki; ne yapmaya karar versem onu gerçekten yapmamı engelleyecek birşey çıkıyor karşıma. İlginç olanı ise çoğu zaman kendi verdiğim kararlara kendim karşı çıkıyor onu yapmamak adına saçma sapan işler icat ediyorum. Çok şey var yapmak istediğim ama bir türlü ilk adımı atamıyorum. Önce başkalarını suçluyorum ama bakıyorum ki asıl engel benmişim. Karşılaşabileceğim engellere takılıp kalıyorum ve sonra klasik olarak vazgeçiyorum. Hep başlamak için kendime bahaneler üretiyorum. Yaz gelince... Yılbaşından sonra... Şu fuar bitsin sonra... Neden şimdi değil?  Bilmiyorum...

Söylediğim şeyler anlamsız gelebilir ama yazmak istedim sadece...

Bir hikaye....


KADER

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye..
"Ol" der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.
Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Her şey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı...

Sırtında bir acı ile uyanır....
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..


"Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)

12 Kasım 2011 Cumartesi

Bayram Tatili ve kısa bir fotoğraf gezisi-2

Bayram tatilimin ikinci gününde ikinci güzergahım Anıt ve Sahip Ata Külliyesi idi. Aslında o yol üzerinde Arkeoloji ve Etnografya müzeleri de vardı. Vaktim olsaydı oraları da gezmek isterdim. İtiraf ediyorum Konya'da doğmuş ve büyümüş olmama rağmen henüz oraları hiç ziyaret etmedim. Ama listeme aldım. Bundan sonraki ilk Konya ziyaretimde ilk gezi ve fotoğraf durağım bu önemli müzeler olacak.

İlk fotoğraf Atatürk Anıtından. Burası aslında ilk olarak 1917 yılında ziraate faydalı olan Konya'lı kadınlar için Mimar Muzaffer Bey'e yaptırılmış. Daha doğrusu başlanmış ama bitirilememiş. Kurtuluş savaşından sonra  anıtın üzerine Atatürk heykeli yerleştirilmiş ve 1926 yılında törenle açılmış.


Bisiklet Konya'nın en çok tercih edilen ulaşım araçlarından biridir. Burası dümdüz bir ova şehri olduğundan bisiklet çok uygun araç. Her yerde bisikletli birilerini görebilirsiniz. Şimdi belediyenin bisikleti kiralayıp istediğiniz yere kadar kullanabileceğiniz ve varış noktanızdaki bisiklet parkına bırakabileceğiniz bir hizmeti de var. Barselona'daki gibi:)


Sahip Ata Camii ve Hanı Sahip Ata olarak bilinen ve asıl adı Sahip Ata Fahrettin Ali olan Selçuklu dönemimde yaşamış ve 1288 yılında vefat etmiş bir Selçuklu verizi tarafından yaptırılmış. Sahip Ata Konya'da, Sivas'da ve Kayseri'de de pek çok yapı için bağışta bulunmuş.


Kapı girişindeki mukarnas ve kenarlardaki nişler muhteşem. Anadolu'daki sayılı Selçulu eserlerinden biri.  


Alttaki fotoğraf  ilk olarak han olarak yaptırılan ancak daha sonra külliyeye dönüştürülen son olarak da müze olarak restore edilen caminin sırtına inşa edilmiş yapıdan. Çini işçiliği görülmeye değer.  Müzede ayrıca Konya'nın diğer camii ve tarihi yapıların kazılarından çıkarılan eserler sergileniyor.  Giriş ücretsiz.


Ben en çok eski halıları sevdim. Çoğu yıpranmış, bazı yerleri delinmiş  ve parçalanmış. Ancak renklerinin canlılığından bir nebze dahi kaybolmamış. Kesinlikle görülmeye değer bir müze.


Bayramın ikinci gününde akşam çiğ köfte partisi vardı. Malzeme temininde gecikmeler olunca biraz olaylı başladı ama güzel bitti. Tüm aile bir araya toplanıp bolca çiğ köfte yedik:) Elinize sağlık Serhat, Ali ve Veli :D 



Bayram Tatili ve kısa bir fotoğraf gezisi-1


Bu bayram memleketimdeydim. Uzun zamandır evimde bu kadar uzun süre kalmamıştım. 3 bayramdır Konya'ya gitmemiştim. Aile terapisi çok iyi geldi. Ayrıca uzun zamandır yapmak istediğim gezi ve fotoğraf turuma nihayet çıktım. Önce kendime Konya'da gezilmesi ve fotoğraflanması gereken önemli noktaların listesini yaptım. Sonra güzergahleri belirleyip fırsat buldukça uzun yada kısa yürüyüşlere çıktım.

İlk gün Konya'da Meram'da bulunan tarihi köprüyü fotoğrafladım. Ardından Tavusbaba Türbesi ve çevresinde biraz gezindim. Keske yazın gezebilmiş olsaydım. O zaman hem su daha temiz hemde güneş ışıkları daha parlak olurdu.


Meram çayında tarihi taş köprü etrafına kurulmuş çay bahçeleri kış ve bayram sabahı olduğu için oldukça boştu. 


Meram'ın arka tarafında  Aydın Çavuş'a çıkan yolun başında yaşlı bir amca bisikletiyle Konya'nın nadir yokuşlarından birini tırmanıyor.



Alttaki resim Konya Garı'nda yeni restore edilen misafirhane binasına ait. Aslınad buranın fotoğraflanması Gar Müdüyiyeti tarafından yasaklanmış. Tam fotoğraf çekerken içerden adamın biri çıkıp "-Yassak! kardeşim" dedi. Neden diye sordum. Müdür yasakladı dedi. Sebebi yok. Tamam kardeşim dedim. O içeri girince döne döne daha fazla fotoğraf çektim:)




Konya Garı hızlı trenin gelişi ile tamamen yenilendi. Ama aslına sadık kalarak yenilediler. Bu fotoğrafta önde klasik bank ve geri planda sağ tarafta hızlı treni görebilirsiniz.


Yenilenen Bekleme Salonu binasından bir görünüş;


Almanlar tarafından yapılan ve zamanında Devlet Demiryolları çalışanları tarafından lojman olarak kullanılan evlerden biri. Ben çocukluğumdan beri küçük ama filmlerdeki bahçeli evlere benzeyen bu yapıları çok sevmişimdir. Şuanda tamamen boşaltılmış ve kaderine terkedilmiş.



Keşke restore edilseler ve farklı amaçlar için bile olsa kullanılabilir hale gelseler.


İlk gün fotoğrafları bitti...

9 Kasım 2011 Çarşamba

Yeni yine yeniden...


Öyle çok şey var ki anlatacak. Ama çok üşeniyorum yazmaya...

Hayatım, işten vakit bulabildiğim zamanlarda fotoğraf çekmekle ve gezmekle geçiyor. Yeni hobilerim var artık. Bu arada evde elişlerine devam. Hatta işleri biraz büyütme planlarım var. Hepsini sırayla anlatacağım.

Şimdilik herkese iyi bayramlar...