22 Şubat 2010 Pazartesi

Alaçatı Evi...

Ne kadar uzun zaman olmuş bloguma yazmayalı. Üşengeçliğimden değil yoğunluktan yazamadım bu sefer. Oldukça yoğun iki hafta geçirdim. Önce annemlerle beraber yiğenlerimi İstanbul'a yolladım. Sonra ablam gitti. Kuzenim geldi gitti. Son olarak bu hafta anneannem ve büyükbabamı ağırladık. Arada Ankara Jazz Festivalinde Yıldız İbrahimova'yı dinledim. Ertesi gün Türk Sanat Müziği Koro seçmelerimiz vardı. Jazz ertesi klasik müziğe alışmak biraz zor oldu. Bir de Haluk Bilginer'in "7 Şekspir Müzikali" eklenince tüm müzik türleri kafamda çorbaya döndü ama neyseki bünye sağlam... Haluk Bilginer birkez daha beni büyüledi. Yıllar önce üniversite de izlemiştim bir oyununu. Hala unutamam. Bu müzikal de muhteşemdi. İnsanın 7 çağını Şekspir'in sözleri Tolga Çebi'nin müziği eşliğinde anlatan bir şölendi. İnsan  hem 3 yaşında bebeği hem 80 yaşında ihtiyarı nasıl bu kadar güzel oynayabilir. Muhteşem bir oyuncu... Bir pazarda ebeşuar takımı ile birlikte Eymir turu yaptık. Muhteşem havada balık ekmek keyfi çok iyi geldi.

Vee bunların arasında en zevk aldığım işi, fırınlanmış işlerimi boyadım. Bu sefer fırın bize bir azizlik yapmadı. Tüm işlerimiz hatasız çıktı. Hiç patlayan olmamış Ne güzel:)) Bende vakit bulabildiğimde onları boyadım. Şimdi onları yayınlamaya başlıyorumm.
İşte ilki:

Biricik Alaçatı evim. Bu evi yaz tatilinde Alaçatı'da gördüğüm ve hayran olduğum evlerden esinlenerek yapmıştım. Ama ilk fırında bir duvarı patlamıştı. İlk başta çok üzüldüm. Çöpe atmaya niyetlendim içim elvermedi. Aylarca kursta dolaplardan birinin içinde tıkılı durdu. Sonra bu eve benzer bir ev daha yaptım. O fırından sağlam çıktı. Bunu da onunla beraber eve getirdim. Boya malzemesi alırken Office1 Superstore'da  hava ile temas edince kurulan beyaz bir hamur buldum. Alıp denemeye karar verdim. Biraz uğraştırdı ama patlayan duvarı onarmayı başardım. Eskisi gibi pürüzsüz olmadı tabii. Ama hiç yoktan iyidir değil mi?

Duvar tamiri bitince boyamaya başladım. Duvarlar beyaz, pencere kenarları mavi oldu. Kiremitler de kırmızıya boyanınca evim tamamlandı. Sonra evdeki kalın kurdele ve kumaşlardan pencerelerime perdeler yaptım. Maket yapılan yumuşak ahşap plakalardan panjurlar ekledim. Giriş katındaki geniş pencerelere pergola yaptım. Kopan bahçe duvarını onardım. Birde sandalye yaptım verandaya...

Böylece evi tamamladım. İşte resimleri:


Bunlar boyanmadam önceki halleri;


tamir edilmiş duvar ve pencereler;


 


 

5 yorum:

ada ve deniz dedi ki...

çok güzel olmuş

MARİFETLİ PERİ dedi ki...

Yaa inanamıyorum. Ağzım açık seyrettim bir süre. Şimdi kapattım ama yorumumu yazayım biraz daha seyredeceğim sanırım. Ellerine sağlık Sena'cım. Deniz fenerine ne zaman sıra gelecek? Onu bekliyorum ben :)

sena dedi ki...

Teşekkür ederim arkadaşlaaaar:)) Deniz feneri hazır hemen onu da ekliyorummm Marifetli Pericim:))

sesiber dedi ki...

Biliyorum bu haksızlık ama bir önceki yorumumu yineliyorum, siz kesinlikle evden çıkmayın.
Tüm çalışmalarınıza bayıldım. Tüm gün karşısına geçip izleyebileceğim sıcacık objeler. Ev formuna zaten bayılırım, bu evlere bayılmak bile kesmedi beni.

sena dedi ki...

Teşekkürler Sesiber, ben de evleri çok severim. Yalnızca evler yapmak istiyorum. Çok mutlu oluyorum minik evler yapınca...
Sevgiler...