26 Mart 2010 Cuma

Çookk güzeeel

Burası bir kafenin tuvaletiymiş. Çok zekice bir buluş. Bülent hanım görse orayı havaya uçurur ama fikir sahibini tebrik etmek lazım.

Fazla söze gerek yok değil mi?

 

22 Mart 2010 Pazartesi

Rulolardan evler yapmak

Evlerim için yeni malzemeler buldum. Uzun zamandır biten tuvatlet kağıdı ve kağıt havlu rulolarını biriktiriyordum. Geçen gün işe yarar bişeyler yapabilir miyim diye başladım düşünmeye. Yıllar önce yurtdışından aldığım desenli kağıtları bulup çılardım. Önce ruloların dışını kapladım. Sonra farklı renklerden kapı ve pencereler ekledim. Birde konik çatı yaptım. Birinin çatısına ince bir ip geçirdim. Yılbaşı süsü gibi istendiğinde biryere asmak içinde kullanılabilirler.

Aslında tam çocuklarla yapılacak bir aktivite. Ben çok sevdim. Şimdi yeğenlerimi bekliyorum yeni evler yapmak için.

Bir de güzel pazartesi şarkısı ekleyeyim:



Frank Sinatra, Rain Drops Keep Falling On My Head

Eyvah eyvah...

Dün Ata Demirer ve Demet Akbağ'ın oynadığı "Eyvah Eyvah" filmine gittik. Uzun zamandır bu kadar katıla katıla güldüğümü hatırlamıyorum. Ata Demirer'in diğer filmlerinden pek hoşlanmadığım için bu filme gitmeyi pek düşünmüyordum. Ama Leyla ve Serhat benden önce gitmişlerdi ve çok methettiler. Haklı çıktılar. Gerçekten son yıllarda izlediğim en komik Türk filmiydi. Öncelikle kadro çok iyiydi. Salih Kalyon, Özge Borak, Bican Günalan, Şehsuvar Aktaş, Bülent Şakrak en çok gözönünde olanlardı.  Ata Demirer'in oynadığı Çanakkaleli, saf, temiz ve dürüst karakter bence çok başarılıydı. Demek Akbağ'ın Firuzan karakteri tam anlamıyla muhteşemdi.

Kısaca konusunu da anlatayım. Hüseyin Çanakkale Geğikli'de ninesi ve dedesi ile yaşayan bir gençtir. Bir gün babası ve annesi ile ilgili anlatılanların doğru olmadığını öğrenir ve klarnetiyle birlikte İstanbul'un yolunu tutar. Orada tesadüfen tanıştığı gece klüplerinin vazgeçilmez şarkıcısı Firuzan'la babasını aramaya başlarlar. Filmin özellikle ikinci yarısı  İstanbul maceraları gerçekten çok komik. Tavsiye ederim. Mutlaka izleyin.

20 Mart 2010 Cumartesi

Ah benim de bir ağaç evim olsa...

Çocukken en çok özendiğim şey ağaç evleriydi. Çok isterdim bir ağaç evimin olmasını. Şöyle yaşlı ağaçlardan birinin yüksek ve kalın dallarında nohut oda bakla sofa bir ev. Öncelikle ağacın gövdesinin bittiği dalların ayrıldığı  bölgede bir büyük oda olacak. Sonra kalın dalların üzerine biraz daha yukarıda bir oda daha yapılacak. İki oda arasında minik tahta bir köprü. Hani şu iple bağlanan ve sallanan köprülerden. Oda çok yukarı dallara konuçlandırılırsa merdivende olabilir. Büyük odadan aşağıya inmek için bir merdiven olacak. Birde itfayecilerin kullandığı gibi bir ip merdivenden.

İlk kez "İsveçli Robinson Ailesi"nde  görmüştüm ağaç evleri.  Onların manuel çalışan bir asansörü ve mühendislik harikası bir banyoları vardı. O ev günlerce rüyalarımı süslemişti. O filmi izledikten sonra oturup bende kendi hayalimdeki ağaç evimi çizmiştim. Demek ki o zamandan başlamış evlere ilgim:) Ancak ne bizim evin bahçesinde ne de Konya ovasında benim hayalı ağaç evimi yapabilecek kadar büyük ve yüksek dalları olan ağaç yoktu. Dolayısıyla evim hayallerimde ve çizimlerimde kaldı. O çizimleri bulabilirsem buradan ekleyeceğim. Ama o zamana kadar bulduğum ağaç ev resimlerini paylaşayım sizlerle:))


 

Yaklaşık 25 yıl önce Papua Yeni Gine'de evlerini ağaçlara yapan Kombai adlı bir kabile keşfedilmiş. Bu kabilenin halkı evlerini diğer kabilelerden, vahşi hayvanların saldırılarından ve aşırı yağmurlar sonucu oluşan su baskınlarından korunmak için ağaçların 9 ila 30 metre yüksek dallarına yapıyorlarmış. Çok ilginç değil mi? kaynak ve resimler burada



Bu evlerde benim hayalimdekilere benziyor ama biraz büyükler. 1. resim için kaynak. 2. resim için kaynak.


Bu ev Fransa'da bir ormanda yapılmış. Spiral merdivenlerle eve çıkılıyor. Burada yaşamak muhteşem olur herhalde. Özellikle kışın manzara seyretmek çok güzel olur.Ancak ısınma biraz problem olabilir. Kaynak.




Bu evin Seattle'da yapıldığı dışında fazla bilgi bulamadım. Ama oldukça uğraşılmış. Özellkle tahta köprüye bayıldım. Kışın şömine karşısında oturup kitap okumak muhteşemdir sanırım.



Bu ev modern ağaç evlerinden biri. Fındık evi olarak bilinen bu ev Almanya'da bir ormanda bulunuyor.



Bir modern versiyon daha. Bu evde Kanada'da Muskoka nehri yakınlarında yapılmış. 2 katlı olan evin alt katında yatak odası varmış. Dış duvarlardaki kayıtlar sayesinde gün ışığının doğrudan eve girmesi engelleniyormuş.


Veee ağaç evinde son nokta. Şimdilik yalnızca sanal ortamda görebiliyoruz. Geleceğin evi. Biraz ütopik ama yapılamaz değil. Eminim birkaç yıl içinde bu ağaç evini yapabilecek teknolojiye de sahip oluruz.



Açıl Susam Açıl...

Bu kapılarda masal yatak odasını yapan Kidtropolis tarafından tasarlanmışlar. Çocuklu evler için süper bir fikir. Eminim çocuklar bayılır bu kapılara. Çocuk odası kapılarında kullanılabilir.


Masal gibi çocuk odası


Bugün konumuz çocuklaaaarr;

Böyle bir yatak odası istemeyecek çocuk yoktur herhalde. Ben bile küçülüp girmek istedim içine. Yatak etrafındaki martarlar, ağaç dolap herşey muhteşem olmuş. Sanki masal dünyasından fırlamış gibi duruyor. Tüm bu mobilyaların yapımı, günde 14 saat, haftada 5 gün çalışarak tam 4 ayda tamamlanmış. Yatağın korkulukları çıkabiliyor. Gardrop ağaçın içinden çıkıyor. Ayrıca üstte bir dolap daha var.

Tabi böyle bir oda için geniş bir çocuk odası ve kabarık bir banka hesabı gerekiyor. Yapanın ellerine sağlık...

Şimdi resimler:


 



15 Mart 2010 Pazartesi

Yeni hafta, yeni gün:))

Bu hafta sonumu çok verimli ve mutlu geçirdim. Leyla benim evimdeydi. Eski günlerdeki gibi beraber sinemaya gittik. Pazar sabahı beraber kahvaltı yaptık. Güzel dvdler izledik. Kek yedik. Sohbet ettik. Evimin işlerini, bir haftalık yemeğimi yaptım ve bunlara rağmen bana yeni projelerim için bir sürü zaman kaldı.

Çok güzeel fikirlerim var. Yakında bende hem Pasajda hem Etsy'de kendi ürünlerimi satmaya başlayacağım. Çok heyecanlıyım. Bakalım neler olacak:)))

Bu güzel günün ve haftanın şerefine bir güzel şarkı: