Bu hafta sonumu çok verimli ve mutlu geçirdim. Leyla benim evimdeydi. Eski günlerdeki gibi beraber sinemaya gittik. Pazar sabahı beraber kahvaltı yaptık. Güzel dvdler izledik. Kek yedik. Sohbet ettik. Evimin işlerini, bir haftalık yemeğimi yaptım ve bunlara rağmen bana yeni projelerim için bir sürü zaman kaldı.
Çok güzeel fikirlerim var. Yakında bende hem Pasajda hem Etsy'de kendi ürünlerimi satmaya başlayacağım. Çok heyecanlıyım. Bakalım neler olacak:)))
Bu güzel günün ve haftanın şerefine bir güzel şarkı:
15 Mart 2010 Pazartesi
13 Mart 2010 Cumartesi
Dizi dizi inciler
Televizyonlarda bir dizi furyası başladı yine. Biri bitiyor biri başlıyor. Aralarda 15'er dakika reklamlarla 90 dakikalık diziler 2,5 saate çıkıyor. Zaten dizilerin 90 dakika olması çok saçma. Saat doldurmak için anlamsız dialoglar, bazen monologlar, gereksiz manzara görüntüleri ekliyorlar. Gerçek hayatta karşılaşamayacağımız anlamsız senaryo metinleri yazılıyor. Hepsinde evlilik dışı dünyaya gelen çocuklar, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan karmaşık ilişkiler var. Ama bir dizi varki evlere şenlik;
Adı Aşk ve Ceza... Daha başlamadan haftalar önce fragmanlarından sıkıldık. Kırmızı perde önünde saçlarını inek yalamış Nurgül Yeşilçay, yanında oğlu gibi duran Murat Yıldırım'la beraber.O kadar çok reklam yaptılar ki ilk bölünü sırf merakımdan izledim. Daha bismillah, neler oldu neler, ihanetler, ayrılıklar, tek gecelik ilişkiler, aşiret düğünü. Zaten kamera devamlı hareket haline, bi onun suratına zoom, bi öbürününkine. Yasemin kızımız, nişanlısının ihanetine kızınca Beşiktaş'tan Ortaköy'e gider gibi hop Bodrum'a uçuyor. Bodrum nerden çıktı demeye kalmadan, Van'ın tarlaları geliyor ekrana. Sonrası malum anlatmaya gerek yok.
Öyle dialoglar varki insanı dumur ediyor. Bu senaryo yazarları hangi ülkede yaşıyorlar acaba diye sorasım geliyor. Mesela patronu Yasemin'i eve bırakırken şurda bi köfte ekmek yiyelim mi der gibi "-Suşi yiyeyim mi?" diye sordu. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Bir bölümde gözlerinde bir ton sürme olan aşiret ağasının hanımı namazdan kalkar kalmaz uyuşturucu taşıyacaksın diye oğluna baskı yapmaya başladı. Dizideki kötü karakter sayısı iyilerden fazla. Daha öyle saçmalıklar varki, anlatmakla bitmez. Suşili dialog sayesinde Aşk ve Ceza seramik akşamlarımızın vazgeçilmez konusu oldu. Her hafta dayanıp izleyebilenler , izleyemeyenlere anlatıyor diziyi. Zaten yalnız fragmanları izleyerek bile takip edersiniz herşeyi. Ekşi sözlükte Aşk ve Ceza için çok güzel bir ifade vardı: "Tam bir zaman öldürgeci". Bu yorumu getiren arkadaşa kesinlikle katılıyor ve ileride daha mantıklı, "-Seyrettim ve şunu öğrendim." dedirtecek yapımlar olmasını temenni ediyorum.
teknolocük kediicik...
Bu gördüğünüz kedi evi aslında bir bilgisayar mönitörü. Bence çok iyi bir yeniden değerlendirme projesi olmuş. Artık kullanılmayan, teknolojisi geri kalmış ekranlar için iyi bir çözüm. Hatta bunu bir adım ileri götürüp eski siyah beyaz televizyon kasalarından köpek kulübesi bile yapılabilir.
Kedi halinden garet memnun görünüyor. Bu da bir diğeri;
Kedi halinden garet memnun görünüyor. Bu da bir diğeri;
Kaynak: http://www.instructables.com/id/Make-a-Cat-Bed-from-a-Computer-Monitor/
Kreatif blog ödülü...
Bloglar arası "Kreativ Blog Seçmece" uygulaması başlamış. Sevgili Sibel'in Hobi dünyası ve Kapkara Camdan Kelebek de bu ödülü bana vermiş. Sibelciğime çok çok teşekkür ediyorum. Blog alemindeki ilk ödülümü böylece almış oldum. Ama bu ödülünde bazı şartları varmış:
1. Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
2. Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
3. Ödülün logosunu yayınlayın.
4. 7 yaratıcı blogger ödüllendirin.
5. 7 blogun linkini yayınlayın.
6. Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.
7. Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.
Ve şimdi Rengin Efendisinin seçtiklerini açıklıyorum: DIININIIIIIN
1. Pino Mino ( Kuzuların, kuşların, balıkları efendisi)
2. Bembi (Tilkilerin, kirpilerin, örgülü saçlı minik kızların efendisi)
3. Atölyesergun (Saatlerin efendisi)
4. Kapkara Camdan Kelebek (Taçların, broşların efendisi)
5. Marifetli Peri (İlmekleri Efendisi)
6. Embir (Özel gün çantalarının efendisi)
7. Sesiber (Keçelerin Efendisi)
Gelelim son şarta:
Hııım en zoru bu. Kendim hakkında yedi ilginç şey neler olabilir. İlginç midir bilmem ama,
1. Puzzle yapmayı çok severim. Evimde her duvarda en az bir puzzle tablo vardır.
2. Woswos model araba kolleksiyonu yapıyorum. 30'dan fazla arabam var.
3. Elime geçen her malzemeden evler, minik şehirler yapmaya bayılıyorum.
4. Yalnız başıma, sinemaya, tiyatroya gitmeyi, seyahat etmeyi seviyorum.
5. Maymun iştahlıyım çabuk sıkılırım. Bu yüzden evlenmiyorum. :D
6. Tam bir çöpçüyümdür. Elime geçeni atmadan önde 40 kere düşünürüm.
7. Biri 7 ilginç özellik say deyince tıkanıp kalırım. Demek ki fazla ilginç biri değilim.(he he he:))
1. Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
2. Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
3. Ödülün logosunu yayınlayın.
4. 7 yaratıcı blogger ödüllendirin.
5. 7 blogun linkini yayınlayın.
6. Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.
7. Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.
Ve şimdi Rengin Efendisinin seçtiklerini açıklıyorum: DIININIIIIIN
1. Pino Mino ( Kuzuların, kuşların, balıkları efendisi)
2. Bembi (Tilkilerin, kirpilerin, örgülü saçlı minik kızların efendisi)
3. Atölyesergun (Saatlerin efendisi)
4. Kapkara Camdan Kelebek (Taçların, broşların efendisi)
5. Marifetli Peri (İlmekleri Efendisi)
6. Embir (Özel gün çantalarının efendisi)
7. Sesiber (Keçelerin Efendisi)
Gelelim son şarta:
Hııım en zoru bu. Kendim hakkında yedi ilginç şey neler olabilir. İlginç midir bilmem ama,
1. Puzzle yapmayı çok severim. Evimde her duvarda en az bir puzzle tablo vardır.
2. Woswos model araba kolleksiyonu yapıyorum. 30'dan fazla arabam var.
3. Elime geçen her malzemeden evler, minik şehirler yapmaya bayılıyorum.
4. Yalnız başıma, sinemaya, tiyatroya gitmeyi, seyahat etmeyi seviyorum.
5. Maymun iştahlıyım çabuk sıkılırım. Bu yüzden evlenmiyorum. :D
6. Tam bir çöpçüyümdür. Elime geçeni atmadan önde 40 kere düşünürüm.
7. Biri 7 ilginç özellik say deyince tıkanıp kalırım. Demek ki fazla ilginç biri değilim.(he he he:))
12 Mart 2010 Cuma
Bu yazı kendini ŞOFÖR sanan kadınlara!!!!
Evet bu yazı kendini araba kullanabiliyorum sanan kadınlara (iyi bayan sürücüler üstüne alınmasın) ve özellikle 06 JE 171 plakalı aracı kullanan pek saygıdeğer!!, muhteşem şoför!!!!!!!!! çalçene bayana; (Aslında içimden çok daha farklı sıfatlar sıralıyorum ama onları burada yayınlamam imkansız. Siz anladınız onları)
Sayın 06 JE 171 plakalı aracın sürücüsü:
Dün akşam bana hayatımın tek ve en korkunç trafik kazasını yaşatmak üzereydiniz.
Araçların en az 100 Km. hızla seyrettiği bir akan trafikte, iki metre önümdeyken yan şeritten haşırt diye önüme kırıp birde frene bastınız. Eğer şansımız yaver gitmese ve Allah yardım etmese şuanda ikimizde hastanede olabilirdik. Bunun farkına varıp özür dileyeceğinize birde "Ben yol istedim, verseydiniz" diye üste çıkıp çem çem çemkirdiniz. Size trafikte bazı kuralları hatırlatmak isterim:
1. Araç kullanmak demek, yalnız gaza basmak demek değildir. Ayrıca Ankara yollarındaki tek araba kullanan soför!!! ( şoförlüğünüz tartışılır) siz değilsiniz. Araç kullanırken diğerlerini de düşünmek zorundasınız.
2. Trafikte serit değiştirirken sağ ve solda bulunan aynaları MUTLAKA kontrol etmeli ve geçmek istediğiniz şeritteki araç durumuna bakmalısınz. Bu aynaların konuluş sebebi budur, lütfen onları makyaj aynası olarak kullanmayınız.
3. Bulunduğunuz şeritten diğer şerite geçerken önce sinyal veriniz.
4. Geçmek istediğiniz şerittekiler size YOL VERMEK ZORUNDA DEĞİLDİR. Sabırlı olun, uygun zamanı bekleyin.
5. Bir şekilde diğer şerite geçseniz bile akan trafikte asla aniden frene basmayınız. Bu zincirleme bir kazaya sebeb olabilir, lütfen dikkatli olunuz.
6. Lütfen ehliyetinizi aldığınız (ehliyetiniz varsa tabii) sürücü kursuna gidip tekrar direksiyon dersi alınız yada ehliyetinizi geri veriniz.
7. İlla araba kullanıcam diyorsanız trafiğe çıkacağınız saatleri ve güzergahınızı gazetelere ilan veriniz ki , biz oralardan uzak duralım.
Allah sizin gibilerle bir daha karşılaşmayı nasip etmesin. AMİİİİİİİN
Sayın 06 JE 171 plakalı aracın sürücüsü:
Dün akşam bana hayatımın tek ve en korkunç trafik kazasını yaşatmak üzereydiniz.
Araçların en az 100 Km. hızla seyrettiği bir akan trafikte, iki metre önümdeyken yan şeritten haşırt diye önüme kırıp birde frene bastınız. Eğer şansımız yaver gitmese ve Allah yardım etmese şuanda ikimizde hastanede olabilirdik. Bunun farkına varıp özür dileyeceğinize birde "Ben yol istedim, verseydiniz" diye üste çıkıp çem çem çemkirdiniz. Size trafikte bazı kuralları hatırlatmak isterim:
1. Araç kullanmak demek, yalnız gaza basmak demek değildir. Ayrıca Ankara yollarındaki tek araba kullanan soför!!! ( şoförlüğünüz tartışılır) siz değilsiniz. Araç kullanırken diğerlerini de düşünmek zorundasınız.
2. Trafikte serit değiştirirken sağ ve solda bulunan aynaları MUTLAKA kontrol etmeli ve geçmek istediğiniz şeritteki araç durumuna bakmalısınz. Bu aynaların konuluş sebebi budur, lütfen onları makyaj aynası olarak kullanmayınız.
3. Bulunduğunuz şeritten diğer şerite geçerken önce sinyal veriniz.
4. Geçmek istediğiniz şerittekiler size YOL VERMEK ZORUNDA DEĞİLDİR. Sabırlı olun, uygun zamanı bekleyin.
5. Bir şekilde diğer şerite geçseniz bile akan trafikte asla aniden frene basmayınız. Bu zincirleme bir kazaya sebeb olabilir, lütfen dikkatli olunuz.
6. Lütfen ehliyetinizi aldığınız (ehliyetiniz varsa tabii) sürücü kursuna gidip tekrar direksiyon dersi alınız yada ehliyetinizi geri veriniz.
7. İlla araba kullanıcam diyorsanız trafiğe çıkacağınız saatleri ve güzergahınızı gazetelere ilan veriniz ki , biz oralardan uzak duralım.
Allah sizin gibilerle bir daha karşılaşmayı nasip etmesin. AMİİİİİİİN
10 Mart 2010 Çarşamba
Şirin Babanın evi...
Bu evi de evime ziyarete gelmek isteyen şirinler için yaptım. Bu şirin babanın ki, Şirine ve diğer şirinlerinki yolda....
9 Mart 2010 Salı
Anahtarlar için
En kolay kaybettiğimiz şeydir anahtarlarımız. Nereye koyduğumuzu bir türlü hatırlayamayız. Bazen onu bulmak için evin altını üstüne getiririz ama onlar en umulmadık yerden çıkarlar. Yada birgün önce giydiğimiz paltonun, pantolonun, çantanın içinde unuturuz. İşte çözümm.))
Bu kadar çok anlatınca mucizevi bir alet beklediniz değil mi? Ama ben seramikten yaptığım anahtarlığı göstereceğim. He he he:))
Bu kadar çok anlatınca mucizevi bir alet beklediniz değil mi? Ama ben seramikten yaptığım anahtarlığı göstereceğim. He he he:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





