diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mayıs 2010 Salı
Ve sonuda LOST bitti...
Eveet sonunda bitti. Dramatik bir sona razıydım. Felsefik yada hayatın anlamını sorgulayan bir sonda olabilirdi. Ada mı yoksa diğer paralel evrendeki hayatları mı daha iyi sorgulanabilirdi. Her sorunun açıklığa kavuşmasını beklemiyordum ama önceki bölümlere daha uygun aksiyon beklerdim. Bu kadar saçma biteceğini düşünmemiştim doğrusu. Herkes birer sevgi kelebeğine dönüştü. Hepsi çiftler halinde birbirlerine sarılıp öpüşüp kilisede toplaştılar. Yalnız son bölümü izleyen birine asla önceden olanları anlatamazsınız. Sanki Lost'un değil de bir pembe dizinin finali gibiydi. Bence 6 sezonda olaylar o kadar çok karıştı ki senaristlerde kendilerini dizinin içinde bir yerlerde kaybettiler.
Sonuçta hala anlamadığım şeyler var; Anlayan varsa anlatsın lütfen;
O meşhur, herkese uğursuzluk getiren sayılara ne oldu?
Olanların hepsi bir rüyadan mı ibaretti?
Jack'ın oğlu gerçekten yok muydu?
Michael ve Mr. Eco'nun da kilisede diğerlerine katılması gerekmez miydi?
Jacob'ın üvey annesi o adaya nasıl gelmiş ve ışığı nereden biliyordu?
Jacob adayları küçüklüklerinden beri nasıl izliyor?
Jacob adadan çıkabilirsa Black smoke neden çıkamıyor?
Ayrıca neden Black Smoke'un bir adı yok?
Son olarak:
Herşey gelip bir tıpaya mı bağlandıysa niye onu başta çıkarmadılar?
13 Mart 2010 Cumartesi
Dizi dizi inciler
Televizyonlarda bir dizi furyası başladı yine. Biri bitiyor biri başlıyor. Aralarda 15'er dakika reklamlarla 90 dakikalık diziler 2,5 saate çıkıyor. Zaten dizilerin 90 dakika olması çok saçma. Saat doldurmak için anlamsız dialoglar, bazen monologlar, gereksiz manzara görüntüleri ekliyorlar. Gerçek hayatta karşılaşamayacağımız anlamsız senaryo metinleri yazılıyor. Hepsinde evlilik dışı dünyaya gelen çocuklar, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan karmaşık ilişkiler var. Ama bir dizi varki evlere şenlik;
Adı Aşk ve Ceza... Daha başlamadan haftalar önce fragmanlarından sıkıldık. Kırmızı perde önünde saçlarını inek yalamış Nurgül Yeşilçay, yanında oğlu gibi duran Murat Yıldırım'la beraber.O kadar çok reklam yaptılar ki ilk bölünü sırf merakımdan izledim. Daha bismillah, neler oldu neler, ihanetler, ayrılıklar, tek gecelik ilişkiler, aşiret düğünü. Zaten kamera devamlı hareket haline, bi onun suratına zoom, bi öbürününkine. Yasemin kızımız, nişanlısının ihanetine kızınca Beşiktaş'tan Ortaköy'e gider gibi hop Bodrum'a uçuyor. Bodrum nerden çıktı demeye kalmadan, Van'ın tarlaları geliyor ekrana. Sonrası malum anlatmaya gerek yok.
Öyle dialoglar varki insanı dumur ediyor. Bu senaryo yazarları hangi ülkede yaşıyorlar acaba diye sorasım geliyor. Mesela patronu Yasemin'i eve bırakırken şurda bi köfte ekmek yiyelim mi der gibi "-Suşi yiyeyim mi?" diye sordu. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Bir bölümde gözlerinde bir ton sürme olan aşiret ağasının hanımı namazdan kalkar kalmaz uyuşturucu taşıyacaksın diye oğluna baskı yapmaya başladı. Dizideki kötü karakter sayısı iyilerden fazla. Daha öyle saçmalıklar varki, anlatmakla bitmez. Suşili dialog sayesinde Aşk ve Ceza seramik akşamlarımızın vazgeçilmez konusu oldu. Her hafta dayanıp izleyebilenler , izleyemeyenlere anlatıyor diziyi. Zaten yalnız fragmanları izleyerek bile takip edersiniz herşeyi. Ekşi sözlükte Aşk ve Ceza için çok güzel bir ifade vardı: "Tam bir zaman öldürgeci". Bu yorumu getiren arkadaşa kesinlikle katılıyor ve ileride daha mantıklı, "-Seyrettim ve şunu öğrendim." dedirtecek yapımlar olmasını temenni ediyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

